Sayfalar

İngiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2009 Perşembe

Battle, Hastings – İngiltere



Ne Zaman Gittik? Mayıs 2009


Neler Okuduk? 1066 yılında İngiltere tarihinin değişmesine neden olan bu savaş İngiltere ve Kuzey Fransa (Normandiya) arasında gerçekleşmiş. Tarihi bilgilere göre tam bu kasabada mücadele göğüs göğüse gerçekleşmiş. Fransızlar daha güçlü ve tecrübeli bir ordu ile saldırdıklarından ötürü savaşı şüphesiz kazanmışlar. Savaş ardından Normandiya generali William savaştaki kayıplar adına Battle Manastırı’nı (Battle Abbey) yaptırmış. Bir ek bilgi de ilgilisine; 17.yy’da bu bölge Birleşik Krallık’ın havai fişek üretim yeri imiş.


Neler Gördük? İlk bakışta İngiltere’nin herhangi bir yeşil, şirin kasabası gibi görünen Battle’da en önemli nokta Battle Abbey idi. İçeriyi gezmek istediğimizde interaktif audio turun, savaş alanını gezerken savaşı bir şekilde yaşama olanağı veren ödüllü bir tur olduğunu öğrendik. Savaş dışında, bölgenin o yıllardaki ekonomisini, kültürünü, halkın yaşayış biçimini gösteren çok sayıda belge ve resimler müzede sergilenmekte. Tarihe ve savaşlara meraklı olanlara hitap etmekte.


Neler Yedik? Civardaki publarda fısh & chips ile geleneksel İngiliz pub yemekleri ve tabii ki çeşitli bira, ale ve cider bulabilirsiniz.


Gideceklere Öneriler: Havanın yağışlı olmadığı gün tercih edilirse çok güzel vakit geçirilir. Yakınlardaki Eastbourne sahiline de uğramanız hafıf kısa bir yürüyüşle muhteşem manzaraya doymanız tavsiyemizdir.


29 Eylül 2008 Pazartesi

Fistral Beach-Newquay, Cornwall


Ne Zaman Gittik? Eylül 2008

Neler Okuduk? Fistral Plaji, İngiltere'de sörf yapılabilen en büyük plajlardan birisi. Atlantik Okyanusu kıyısında, Newquay, Cornwall sınırları içerisindedir. Hava koşulları ve rüzgar nedeniyle doğal bir amfitiyatro görünümünde olan plajda gel-git olayının etkisi büyüktür. Bu nedenle plaj kumdur, dümdüzdür ve sular tamamen çekildiğinde 750m genişliktedir. Sorfe yeni başlayanlar için de uygun olan plajda hemen hemen her haftasonu önemli yarışmalar yapılmakta. Ingiltere Sörf Fedarasyonu'nun yeri de buradadır.

Neler Gördük? Sabahları, sörf derslerine katılan bizim gibi her yaştan birçok öğrenci; öğleden sonraları ise ailesiyle güneşlenmeye gelen, sörf müsabakalarını izleyen ve voleybol oynayan birçok insan. Birkaç filmde gördüğümüz eski otel plaja kuşbakışı bakıyor. Newquay merkeze 15dk yürüme mesafesi olan plaj, güneşli havalarda epey kalabalık görünüyor.

Gideceklere Öneriler: Sörf malzemeleri kiralayabileceğiniz yerler, ders alabileceğiniz klupler, sörf malzemesi satan mağazalar, karnınızı doyuracak kafeler, duş alabileceğiniz kabinler ve hatta yarışmalarda kullanılan sörflerin bulunduğu müze de plajda yer almakta. Yaz haftasonları son derecede kalabalık olacağından sörf için daha fazla dikkat gerekmekte. Sörf ve denizle alakası olmayanlar için plaja bakan yüksek düzlükte golf alanları mevcut.


Harita

5 Eylül 2007 Çarşamba

Poole, Dorset


Ne Zaman Gittik? Ağustos 2007


Neler Okuduk? Avrupa’nın en büyük doğal limanı olarak kabul edilen Poole Harbour, İngiltere kıyılarında haftasonu geçirmek isteyenler için ideal yerlerden biri. İnce kumları ve dünyanın 4. derecede pahalı evleriyle ünlü Sandbanks plajı, limandaki irili ufaklı adaları (Brownsea) gezmek için Poole Rıhtımı’ndan kalkan rengarenk motorları, inanılmayacak derecede sığ ve serin denizi, sürekli bir atraksiyonun olduğu parkı, Fransa sahiline günübirlik gezi yapan feribotları, mavi bayraklı sahilleri (gerçi biz Ege Denizi’nden sonra hiçbir denizi beğenmezlerdeniz), sayamayacağımız kadar çok bot, tekne ve yelkenlileri görülecekler arasında olan turistik yer aynı zamanda J.R.R. Tolkien’in köyü olarak da bilinmekte.


Neler Gördük? Girişte trenle Poole’un ortasından geçerken bir yanda denizi diğer yanda Poole parkının gölünü görmek ve indiğimizde hissettiğimiz Akdeniz’de bir sahil kasabası havası tatil için doğru yerdeyiz imajı yarattı daha ilk dakikada. Kendimizi plaja atma isteği ile Bed&Breakfast’ımızdan koşarcasına ayrıldık; ancak merkezden Sandbanks’a gidiş ve dönüş toplu taşıma araçlarıyla biraz zor ve uzun; ama uçsuz bucaksız ve kalabalık plajı güneşlenmek isteyenler için biçilmiç kaftan. Akşamüzeri rıhtımdaki rüzgarı içinizi üşütüp sersemletecek cinsten; fakat hava karardıktan sonra kesiliyor ve çılgın bir gece hayatı başlıyor Poole Quey’de. Canlı müzik dinlemek isteyenler barları doldurmuş, insanlar sokaklara taşmıştı gecenin ilerleyen vaktinde. Gündüzleri yakın adalara motor gezisi ve adalardaki doğal hayat neden çadır getirmedik ki dedirtecek.


Gideceklere Öneriler: Londra’dan ulaşım çok rahat; fakat kalacak yer ayarlamadan gitmemeyi unutmayın. Yer bulmak tatil döneminde oldukça zor. Yaz boyunca çeşitli gösterilere, yarışmalara, konserlere ev sahibi olmakta Poole. Gitmeden önce size uygun bir aktivite de ayarlayabilirsiniz. Sahilde Poole’un en eski barı(pub) olarak bilinen yeşil bina (The Poole Arms), ki hemen dikkatiniz çekecektir, 1600’lerden kalma. Aile restoranı olarak çalışıyor ve harika balık yemekleri ve balık çorbası yapıyor. Yemeden dönmeyin.


Harita

7 Haziran 2007 Perşembe

Arundel Kalesi, West Sussex


Ne Zaman Gittik? Haziran 2007

Neler Okuduk? 1000 yıllık geçmişe sahip olan Kale'nin asıl sahipleri Norfolk Dükü ve ailesidir. Sivil savaş yıllarında harabeye dönen büyük bir kısmı, 1817 yılında orjinaline sadık kalınarak baştan inşa edilmeye başlanmış ve 1900 başında tamamlanarak elektrikli ve merkezi ısıtmalı ilk yapı olarak tarihte yerini almış. Kraliçe Victoria ve ailesinin üç günlük ziyereti için 2 sene öncesinden odaların baştan yaratılmış olması ise Arundel'in dedikodusu. Kale sınırları içinde Fitzalan Şapeli de düklerin ve ailelerinin mezarlığı olarak kullanılmakta.

Neler Gördük? Arun nehri kenarından başlayan ve çok geniş alana yayılan bahçelerin tümünü göremedik; ama kalenin zindanlarını, nakış ve resim odalarını, sivil savaş yıllarının canlandırıldığı gözetleme odalarını, muhteşem kütüphanesini, kraliçenin kaldığı yatak odasını, kıymetli hediyelerini ve antikalarını, kulelere çıkan daracık merdivenleri gördük. Nasıl geçiyorlarmış o dar koridor ve merdivenlerden inanılmaz birşey? Kalede şimdiye kadar yaşamış herkesin portresi vardı ve şu anki nesillerinin, torunlarının günümüz şartlarında fotoğraflarını görmek garip geldi. İngiltere'de krallık ve bağlı soyluluklar da hala devam etmekte.

Gideceklere Öneriler: Ne kadar erken giderseniz o kadar iyi. Arundel küçük bir kasaba, kalınacak yer olarak bakmayın. Nehir kıyısında yürüyüş yapabilir, gölde kayıkla gezebilirsiniz. Haftasonları Kale bahçesinde çeşitli aktiviteler de yer alıyor. Bize yırtıcı kuşlar denk geldi; akbabadan, kartala, atmacadan şahine başımızın üzerinden uçmayan kuş kalmadı.



18 Mayıs 2007 Cuma

Matematik Köprüsü ve The Backs, Cambridge





Ne Zaman Gittik? Mayıs 2007


Neler Okuduk? Cambridge yerleşkesinin Queen Koleji arka bahçesinden kıvrılarak geçen Cam Nehri üzerinde ünlü Matematik Köprüsü bulunmaktadır. Mite göre, Isaac Newton tarafından dizayn edilen köprüde kesinlikle tahtaları birleştirmek için birşey kullanılmadığıdır. Ne çivi, ne vida, ne de civata. 1749'dan kalma köprünün söküldükten sonra nasıl biraraya getirileceğini öğrenciler ve akademik çalışanlar ne yazık ki çözememişler. The Backs, kolejlerin arkasından uzanan nehrin etrafındaki yeşil alan. Punting Cambridge'in olmazsa olmazlarından. Özel sandallarla yapılan geziler için bazen çok öncesinden randevu almanız gerekebilir.

Neler Gördük? Köprünün fotoğrafını en iyi Silver Caddesi'nden çekebilirsiniz. Bu caddeden, aynı zamanda punting için rehber eşliğinde sandal kiralayabilir, isterseniz kendiniz de kullanabilirsiniz. Aman dikkat, biraz kol gücü gerekiyor. Piknik için The Backs muhteşem bir yer. Şampanya ve çilek eşliğinde gezi yapanlar inanılmayacak kadar çok. King's Kolej'in en güzel fotoğraf karelerini de The Backs'tan yakalayabilirsiniz. Bisikletli dilenciler görürseniz de şaşırmayın.

Gideceklere Öneriler: Bahar ve yaz aylarında giderseniz puntingten düşseniz bile zevk alabilirsiniz. Kolay kolay düşülmeyecek tipteler meraklanmayın. Saati 12 pound olmakla birlikte, bir de sandalı alıp kaçarsanız diye depozit alıyorlar. Kendize ve kolunuza güveniyorsanız Grantchester'e kadar yol alabilirsiniz. Kolejleri gezmek 1-2 pound civarında, ama Mayıs sonu ve Haziran sınavlar dolayısı ile kapalı. Kışın bedava. Punting için bilgi isteyenler buraya baksın: http://www.cambridgepunters.com/



Harita

12 Mayıs 2007 Cumartesi

Cambridge, İngiltere


Ne Zaman Gittik? Mayıs 2007

Neler Okuduk? 1209'da Oxford'dan kaçan öğrencilerin sığındığı Cambridge elbette üniversitesi ve ingilizce yayınları ile meşhur. Cam Nehri etrafında kurulan yarı-bağımsız kolejleri ünlü üniversiteyi oluşturmakta ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen öğrencilere ev sahipliği yapmakta. En önemlileri arasında, 100 yıldan fazla süren inşaatı ile King Koleji ve kilisesi, 1448'te kurulan ve ünlü matematik köprüsüne ev sahipliği yapan Queen Koleji, 13yy'da hastane olarak kullanılan ve 1511'de okula dönüştürülen St. John Koleji, öğrencileri arasında Isaac Newton (kapısındaki elma ağacının o ağaç olduğu söylentisi var), Lord Byron ve Prens Charles'in da bulunduğu Trinity Koleji, Oliver Cromwell'in başının nihayet bahçesine gömülerek huzura kavuştuğu Sydney-Sussex Koleji, Prens Edward'ın da eğitim gördüğü şehrin en eski koleji Jesus'u sayabiliriz.

Neler Gördük? Öğrencilerin büyük kısmını uzak doğuluların oluşturduğu şehirde bisikletsiz bir insan olmadığını gördük. Hatta bisikletleri kilitlemeyecek kadar güvenilir bir şehir. Alışveriş yerlerinin ve kafelerin çokluğu bizi şaşırtmadı. Kolejlerin arkasında yer alan nehir kenarında dolaşıp, punting (ayrıntısı Matematik Köprüsü ve The Backs isimli yazımızda) adı verilen sandalları gözlemledik. ODTÜ'nün bir şehir olmuş halini düşünün. Tabii sokaklarda tamıdıklarını gören insanların selamlaşmaları çok içtendi. Mezuniyet törenlerinden birine denk geldik ve sokakta gezerken de giydikleri beyaz kürklü mezuniyet kıyafetleri ile sanki tüm şehir mezun oluyor gibiydi.

Gideceklere Öneriler: Öğrenci olarak gidecekseniz harika bir kampüs diyebilirim. Londra merkeze trenle 1,5 saatte ulaşabilirsiniz. Turistlere ise önerebileceğimiz bir günde gezilebilecek bir yer olduğu. Fitzwilliam Müzesi, St Mary Kilisesi ve Botanik Bahçesini de gezmeniz faydanıza. Kolejler sınav zamanı turistik gezilere kapalı, Mayıs sonu ve Haziran başı. Diğer zamanlarda az bir ücret karşılığı gezmenize izin verilmekte. Şehir yürüyerek gezilebiliyor; ama en iyisi siz de bir bisiklet kiralayıp keyfini çıkarın.



8 Nisan 2007 Pazar

Canterbury Katedrali, Kent


Ne Zaman Gittik? Nisan 2007

Neler Okuduk? Unesco'nun dünya mirası olarak koruması altındaki Canterbury bölgesinde M.S 597 yılında St Augustine tarafından kurulan katedralın orijinali hala toprağın altında bulunmakta. 1067'deki yangından sonra yenilenen katedralin camları 12yy'dan kalma. Başpiskopos Thomas Becket öldürüldükten sonra tapınak haline gelmiş olan bu yerde Kral Henry IV ve eşinin de mezarlarının muhafaza edildiği bir hac yeri. Üstelik Ortaçağ'dan beri ülkenin en çok ziyaret edilen katedrallerinden biri.

Neler Gördük? Hem dikey gotik tarzda, hem de İngilizler tarafından inşa edilen ve hala ayakta duran ender yapılardan biri. Çok geniş bir alana yayılmış olması ve eski kalıntılarının bile bahçede korunması hoşumuza gitti. Çatısındaki yüzlerce kuşun aynı anda havalanıp tekrar konmasını görünce korku filmleri için mükemmel bir mekan dedik. Bizim gittiğimiz tarih Easter'a denk geldiği için daha çok ziyaretçisi vardı ve sürekli ayinler yapılmaktaydı. Bahçesine girer girmez mum kokusunu almamak imkansız.

Gideceklere Öneriler: Katedralin açık olduğu günleri ve saatleri kontrol etmeden gitmeyin. Bahçesinde oturup kuşları gözlemleyin. Merdivenlerinden çıkın, her odasına dalın, bakın. Bahçesindeki okulu gezin. Başpiskoposun öldürülmesi dahil, çeşitli hikayelerin anlatıldığı ve canlandırıldığı Canterbury Tales'e de mutlaka uğrayın. Canterbury Londra'ya göre çok değişik ve güzel bir kasaba, her sokağını dolaşın. Biz doyamadık ve ilgili yazısını da ekleyeceğiz en kısa zamanda.

Çok çok merak edenlere: http://www.canterbury-cathedral.org/

Harita

7 Nisan 2007 Cumartesi

Brighton İskelesi, Brighton


Ne Zaman Gittik? Nisan 2007

Neler Okuduk? Brighton Pier olarak bilinen 525m uzunluğundaki iskele şimdiye dek inşa edilmiş en iyi iskele olarak tarihe geçmiş. 1891 yılında orjinal Chain Pier yerine eğlence fuarı ve ticaret merkezi olarak açılmasına karar verilen yeni iskele 1896'da güçlü bir fırtınada yıkılmış. Mayıs 1899'da büyük kutlamalarla tekrar açılmış. Tiyatro ve konser salonları, lokantaları ve okuma salonları ile popülerliğini 1938'e kadar sürdürmüş. Savaş yıllarında geçici olarak kapatılan iskele, savaştan sonra faaliyetine devam etse de 1975 yılındaki güçlü fırtınada büyük zarar görmüş. 1984'te yeni sahibi tarafından restorasyonu yapılan Brighton Pier günümüzde lokanta ve dükkanları, oyun salonları ve uç kısmındaki lunaparkıyla hala popüler. West Pier olarak bilinen diğer iskele ise 2003'teki yangından beri kullanılmamakla birlikte hala iskeleti deniz üzerinde yer almakta.

Neler Gördük? İngiltere'de denizi ve güneşi aynı gün bulmanın keyfiyle kumsaldan faydalanıp yosun kokusunu içimize çektik. Tatil günü olması nedeniyle epey kalabalıktı. İskelenin 500 çalışanın üzerine bir de binlerce ziyaretçi eklenince iskele üzerinde itiş-kakış ilerleyebildik. Ortasındaki kapalı oyun ve eğlence salonunundan gençleri ve çocukları çıkarmak imkansız, oradan çıkarsanız bile uç kısımdaki lunaparktan kurtulamazsınız. Deniz üzerinde metrelerce yukarı çıkan salıncaklar ve ters dönen hızlı trenler aklımızı başımızdan aldı.

Gideceklere Öneriler: Havanın güzel olduğu bir günü seçin; ama cumartesi-pazara da denk getirmeseniz iyi olur. İskele karşısında tarihi fish&chips dükkanından balığınızı alıp sahilde piknik yapın. Yüksek kaldırımında (High Street) kafeleri, ara sokaklardaki pasajları ve biraz iç kısımdaki Royal Pavillion'u gezin. Cesaretiniz varsa lunaparkta tehlikeli oyuncaklara binin, tersiniz dönsün :)

14 Şubat 2007 Çarşamba

Britanya Müzesi, Londra


Ne Zaman Gittik? Şubat 2007

Neler Okuduk? The British Museum olarak bilinen müze, 1753 yılında sanata, bilime ve tarihe evrensel bilgiler sunmak üzere halka açılmış. Uluslararası alanda dünyanın ve farklı milletlerin miraslarını göstermesi burayı en çok tanınan ve gezilen müze yapmış. Yılda beş milyonun üzerinde ziyaretçisi var. Afrika, Amerika, Asya, Britanya, Mısır, Avrupa, Yunanistan, Japonya, Yakın Doğu, Pasifik ve Roma kültürlerinin geçmişten günümüze tarihleri farklı odalarında gösterilmekte. Ayrıca 350 bin kitap ve dergi barındıran kütüphanesi herkese açık da olsa kitap ödünç alınamıyor.

Neler Gördük? Bina tasarımı bizi büyüledi. Dünyanın çeşitli yerlerinden toplanan tarihi eserlerin buraya nasıl getirildiğini çözemedik. Dev tarihi sütunlar, el yazmaları, tarihin ilk haritaları, paha biçilmez mücevherler ve daha birçok şey sergileniyor. Eserlerin ve arşivlerin bunca yıldır korunması bizi hayrete düşürdü. Kendi ülkesinin bölümlerini gezen turistler bizden bunu da çalmış diye suçlamalarda bulunsalar da (biz dahil), kabahat çalanda değil koruyup sergilemeyende demekle yetiniyoruz.

Gideceklere Öneriler: Giriş ücreti alınmayan müzeyi birkaç güne bölerek gezmenizi tavsiye ederiz. Biz henüz bitiremedik :) Yemek-içmek için büyük bir lokanta, kafeteryalar ve piknik yeri bulunmakta. Ünlü eserlerin taklitlerini hediyelik eşya satan dükkanlarında bulabilirsiniz. Geçici projelere de ev sahipliği yaptığından şansınıza göre dünyanın ünlü sanatçılarının fotoğraflarını görebilir, söyleşilerine katılabilirsiniz. İşte size daha çok ayrıntı: http://www.thebritishmuseum.ac.uk/
 
 


13 Ekim 2006 Cuma

Camden Town, Londra


Ne Zaman Gittik? Ekim 2006


Neler Okuduk? Londra'nın kuzeyinde yer alan Regent's Kanalı'nın geçtiği Camden High Street, kalabalık pazarları ve eğlenceleri ile ünlü. II. Dünya Savaşı'ndan önce de alışverişlerin yapıldığı ve ünlü oyunların-konserlerin sahnelendiği bir yer olarak nam salmış. Charles Dickens, Oasis starları ve George Orwell gibi ünlüler de burada yaşamış. Camden Lock Market, Buck Street Market, Stables Market (eskiden at hastanesi olarak kullanılan yapıda şimdilerde antika eşyalar bulunmakta), Camden Canal Market ve Blur'un da bir zamanlar sahne aldığı Electric Ballroom, Londra gençliğinin merkezleri.


Neler Gördük? Bangladeşliler'in UK sınırları dahilinde burayı üs seçtiklerini, rengarenk giyimli-saçlı-makyajlı gençleri, çılgın kıyafetleri, yine rengarenk olan yiyecek pazarını, kanal çevresinde müzik yapanları, Stables Market'in hala at hastanesi şeklini koruduğunu, 2. el pazarını, arayıp da bulamadığımız müzik albümlerini ve kitapları, cümbüşü, kalabalığı...


Gideceklere Öneriler: Haftanın yedi günü açık olan marketler pazarları en yoğun günlerini yaşıyor. Kalabalıktan hoşlanmıyorsanız haftaiçi gitmeyi tercih edin. Havanın yağışlı olmadığı bir günü tercih edin mutlaka. Ne kadar renkli bir yer olduğunu http://www.camdentown.co.uk/ ziyaret ederek tahmin edebilirsiniz belki. Ulaşım metro ile çok kolay, ama pazar günleri metro akşam 5:00'ten sonra çalışıyor. Neden diyorsanız, biz de bilmiyoruz açıkçası.


10 Ekim 2006 Salı

Big Ben, Londra





Ne Zaman Gittik? Ekim 2006


Neler Okuduk? Londra Parliament Meydanı'nda The Palace of Westminster yani Parliament Binası, 11yy.da Kral Edward zamanında yapılmış. 1834'te bir yangınla tamamına yakını yanıyor ve tekrar Gothic tarzında yapılıyor bir de Big Ben adlı çanın bulunduğu St. Stephen's Tower denilen saat kulesi de binaya ilave ediliyor. Tarihte Gunpowder Plot diye bilinen olayla anılıyor. 1605 yılında Guy Fawkes meclisi ve kralı havaya uçurmak amacıyla suikast düzenliyor, başarılı olamıyor ama her yıl kasım ilk haftası tüm Londra halkı parklarda ve evlerin bahçelerinde havai fişekler patlatıyor bir hafta boyunca. 5 Kasım gecesi de o meydanda dev bir insan kuklası yapılıp, bu Guy oluyor, ortada yakılan ateşe atılıyor.


Neler Gördük? Meydandaki, St Margareth's Church Londra'daki en ilginç yapılardan biri. Ayrıca İngiliz devlet adamlarının, Winston Churcill ve Abraham Lincoln gibi, heykelleri ile de fotoğraf çekilebilirsiniz. Edmund Beckett Denison tarafından dizayn edilen kulenin toplam yüksekliğinin 96.3m ve her bir yanında 7m çapında 4 saat olduğunu gördük. Dünyanın en geniş çanını yerinde gezmiş olduk.


Gideceklere Öneriler: Şemsiye veya yağmurluksuz gitmeyin :) Meydanda çanın saati haber vermesini bekleyin ve mi notasının çalındığına dikkat edin, müzik kulağınız güçlüyse tabii. Yürüyerek Trafalgar Meydanı, Buckingham Sarayı, Tate Modern, St James Park ve Charing Cross'a da gidebilirsiniz.



30 Eylül 2006 Cumartesi

Roma Banyoları, Bath



Ne Zaman Gittik? Eylül 2006


Neler Okuduk? Dünya mirası kentlerden biri. Bölgedeki ilk tapınak Keltler tarafından 46 derece sıcaklıktaki suyun kaynağına inşa edilmiş, Romalıların bölgeyi işgalinden sonra kaynak meşe ağacı kazıklarından örülü bir duvar ile çevresi sarılarak havuz haline getirilmiş ve drenaj yapılarak Roma banyolarının inşa edildiği şehir merkezine dek su taşınmış. 6. veya 7. yüzyıllarda, kaynaktaki suyun etrafındaki duvarları yuttuğu öne sürülmekte. Banyolar 18yy.'a kadar şifalı sularıyla hastalıklar için kullanılmış, hatta kente ismini vermiş (bath=banyo) ve 1897'den itibaren halka açılarak şehrin turist çekmesini sağlamış; fakat banyolar kullanıma kapatılmış çünkü sudan alınan örneklerde beyin iltihabı yapan mikroorganizmalara rastlanmış.


Neler Gördük? Resimlerdeki gibi tek bir havuz bulunmadığını, küçük küçük odalarda onlarca havuz olduğunu ama odalardaki havuzların kurumuş olduğunu gördük. Arnavut kaldırımı sokaklarında yerel dükkanların, özellikle sabun satanların, vızır vızır işlediklerini, nehirlerinden temiz sular akan bu kentin çoğunlukla yaşlı bir nüfusu olduğunu ve vakitlerini nehir kenarında parklarda gazete okuyarak geçirdiklerini, turistlerin şehri hareketlendirdiğini gördük.


Gideceklere Öneriler: Batı İngiltere'de Londra'ya 160km uzaklıkta bulunan Roma Banyoları (The Roman Baths), Londra'dan kalkan otobüs ve tren seferleri ile rahatlıkla gezilebiliyor. Haftasonları müthiş bir kalabalık var. Gelmişken hava da güzelse Horseworld'ü ya da Beckford's Tower'ı da gezebilirsiniz. Hatta aracınız varsa deniz kıyısına da bir bakın deriz.


Daha da bilgi isterim derseniz; http://www.romanbaths.co.uk/


Stonehenge, İngiltere




Ne Zaman Gittik? Eylül 2006


Neler Okuduk? Dünyanın en ünlü ve en eski dairesel yerleşmiş taşlarıdır. Tarihçilere göre, M.Ö. 2000-2500 yıllarından beri taşlar dik olarak durmaktadır. 1986'dan itibaren Unesco'nun dünya mirasları listesinde yeralmaktadır. Arkeologlar şu an araç park yeri olarak kullanılan bölgede M.Ö. 8000 yıllarına ait taşlar bulunduğunu öne sürmekte. Niçin inşa edildiği konusunda henüz kesin bir açıklama olmamasına rağmen, dinsel törenler veya bilimsel gözlemler için kullanıldığı varsayılmakta. Üç fazda inşa edildiği ve bu üç fazın toplamda 30 milyon saatten daha fazla sürede oluşturulduğu tahmin edilmekte. 20.yy'da taşlar düşmeye başladığından dolayı turistlerin taşlara yaklaşması engellenmiş ve düşen taşlar planlara sadık kalınarak yerlerine monte edilmiş. Adına festivaller düzenlenen bölgede bugünlerde arkeologlar yeni bir fikir ortaya atmış, bölgenin eskiden mezarlık olarak kullanıldığına dair.


Neler Gördük? Gezimiz sırasında bölgeyi UFO'ların sıkça ziyaret ettiğine dair inanışlar olduğunu duyduk. Açıkçası gerçekten tam UFO'lar için biçilmiş kaftan :) Farklı saatlerde farklı ışıkta çekilen fotoğraflarıyla dünyanın en çok fotoğrafı çekilen taşları olsa gerek. Taşlar etrafında tam bir tur atabildik. Gerçekten yıllardır nasıl ayakta kalabildikleri bizi hayrete düşürdü; ama bir zamanlar gökyüzü tanrısına kurban verilen yer olması inanışı da tüylerimizi diken diken etti.


Gideceklere Öneriler: Londra'dan trenle veya tur otobüsleriyle kolayca ulaşabilirsiniz. Tren yolculuğu yaklaşık 1,5 saat sürmekte. Tur otobüsleri farklı birkaç bölgeye de gittiğinden dolayı turistler için daha uygun olabilir. Araç parkından itibaren epey yürüme mesafesi var taşların olduğu bölgeye. Ben de her ışıkta fotoğrafını çekmek istiyorum diyorsanız 3 km uzaklıktaki Wiltshire'da konaklayabilirsiniz.


İşte otel listesi ve ayrıntılı bilgi:http://www.stonehenge.co.uk/