Sayfalar

A.B.D. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A.B.D. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2012 Pazartesi

Empire State Binası, New York City



Ne Zaman Gittik? Haziran 2012

Neler Okuduk? 1799 yılında 2600 Amerikan Doları karşılığında alınmış ilk sahibi tarafından binanın arsası. Üzerine otel inşa edilmiş ta ki 1930'da General Motors'un da sahibi satın alıp Empire State Building'i yapmaya karar verene dek. İnşaasında 3000 kişi çalışmış ve Mart ayında temeli atılan yapı Kasım ayında tamamlanmış 1930 yılında. 1961 yılında Lawrance A. Wien 65 milyon dolar karşılığında binayı satın almış. 2002 yılındaysa toprak sahibi Peter L. Malkin binanın tümünü satın alarak hem yönetimini hem de sahipliğini yapmaya başlamış. 381 metre yüksekliğindeki 102 katlı binanın kulesi önemli günlerde özel ışıklandırmalarla aydınlatılıyormuş. Bu aralar Londra'daki 2012 Olimpiyatları nedeniyle ülkelerin bayrakları rengine bürünüyormuş. 11 Ağustos gecesi de Türkiye bayrağı renklerinde ışıklandırılacakmış Kuzey tarafı.

Neler Gördük? Dünyanın en popüler gözlem binasının 110 milyon ziyaretçisi arasında biz de varız artık. Gece gidip görmeyi seçtik gündüz yerine. Bir uçtan diğer uca ışıl ışıldı her yer. 360 derece döndük kule etrafında; bir yönü esti rüzgardan duramadık, diğer yönünde sıcakladık. Birçok filme konu olan (King Kong, Sleepless in the Seattle gibi) binaya girip çıkmamız en azından bir saatimizi aldı. Gündüz ziyaretler daha uzun sürebiliyormuş. Asansörler süper hızlı doğal olarak. Bebeklisinden yaşlısına birçok insan gördük 102. katta. Ayrıntılı gezimiz bu linkte.

Neler Yedik? Binada lobide yeme/içme yeri var. Çantalarınız güvenlik nedeniyle didik didik aranıyor girişte. Girişin yan tarafında restoran ve bar mevcut. Yukarıda yeme/içme imkanı yok.

Gideceklere Öneriler: Sabah 8'den sabah 2'ye dek gezilebiliyor yılın 365 günü. En az yoğunluğun olduğu zaman sabahlarıymış. Yanınızda ceket bulunsun. Hava ne kadar sıcak olursa olsun yukarıda rüzgar sizi bezdirebilir. Fotoğraf makinesi ve varsa tripodununuzu alın. Gece giderseniz Times Square ışıklarının dansını izleyin. Geziniz için en az bir saati ayırın. Farklı bilet kategorileri var, gitmeden önce araştırın.



30 Nisan 2012 Pazartesi

Twin Peaks, San Francisco



Ne Zaman Gittik? Nisan 2012

Neler Okuduk? San Francisco merkezindeki 280 metre yüksekliğinde iki tepeden oluşur. Avrupalılar'ın kıtayı keşfinden önce Ohlone yerel halkı av takibi yapmak için kullanmış bu tepeleri. 18. yüzyılda gelen İspanyollar bu tepeleri 'Breasts of the Indian Maiden' diye adlandırmışlar ta ki 19. yüzyılda Amerikalılar  Twin Peaks (İkiz Zirve) olarak yeniden isimlendirene dek. Batı kesimi sis ve güçlü Pasifik rüzgarlarını alırken doğu tarafı daha ılık ve güneşli olurmuş.

Neler Gördük? Gün doğumunun en güzel izlendiği yer San Francisco'da. Şehri kuşbakışı görüp neresi nere diye anlamak için gidilmesi mecbur iki nokta. Heryer ve sis olmadığı zamanlar Alcatraz ve  Golden Gate Köprüsü de görülebiliyor. Şehirden 20 dakika araba mesafesinde. Şehrin sokaklarında sıcaktan bunalırken, bu tepelerde güçlü bir klima esiyordu sanki üzerimize.

Neler Yedik? Eskiden ilaç yaparlarmış bu tepelerden toplanan otlarla. Şimdilerde çeşitli çalı meyveleri yetişiyor ikliminden ötürü. Birkaç piknik yapan vardı manzaraya karşı. Dondurmacılar, sosisçiler, sandviç tarzı yiyecek satan büfeler var tepede aç ve hazırlıksız giderseniz.

Gideceklere Öneriler: Aracınız varsa mutla bu panoramik manzarayı görmek için gidin. Park yeri sorunu olabilir; ama beklemeye değer bu paha biçilmez manzara için. Hem de ücretsiz! Yürüyerek tırmanabileceğiniz gibi bisiklet de kiralayabilirsiniz tabii sağlığınız yerinde ve idmanlıysanız. Yaz ortasında bunaltıcı bir hava da olsa üzerinize bir ceket hatta bere veya şapka alın rüzgardan ötürü. Sis olmayan bir günü veya saati tercih edin ki görüntünüz açık olsun.



12 Kasım 2011 Cumartesi

Pike Place Market, Seattle



Ne Zaman Gittik? Kasım 2011

Neler Okuduk? Seattle şehrinin tarihine de tanıklık ettiği için “Seattle’ın ruhu” olarak da adlandırılan Pike Place pazarının başlangıcı da ilginç. 1906-1907 yılları arasında artan soğan fiyatlarına ve çiftçi ile halk arasına girerek bu durumdan haksız kar elde eden tüccarlar yüzünden mağdur olan halkın imdadına, şehir konsey üyesi Thomas Revelle yetişmiş. Revelle, deniz kıyısında bir halk pazarı kurulmasını ve çiftçilerin direk halka satış yapabilmesini sağlamış. Kurulduğu gün olan 17 Ağustos 1907’de 8 tezgahla başlayan pazar on bin müşteriye satış yapmış. Üreticinin ara adamlar olmadan doğrudan müşterilerine satış yapabilme prensibi bugüne kadar korunmuş ve pazarın tezgahlarında üreticiden başkalarına yer verilmemiş. Yüzyıl sonra bugün, pazar Amerikanın özgün pazarlarından birisi olarak ün yapmış ve her yıl 190 zanaatkar, 100’ü aşkın çiftçi ve 240 sokak müzisyenine ev sahipliği yapan pazar, dünyaca ünlü Starbucks kahve dükkanı zincirinin tarihteki ilk dükkanını barındırması ile de ünlü.

Neler Gördük? Seattle şehir merkezindeki modern alışveriş merkezleri ve sayısız kahve dükkanlarını geride bırakıp Pike ya da Pine Street’den yürüyerek denize yaklaşmaya başladığınızda, sokak müzisyenlerinden gelen ezgiler ve pazardan gelen satıcı bağırışları Pike Place’e varır varmaz gözlerinizi kamaştıran tezgahlar ve balıkçı, çiçekçi ve baharatçılardan gelen kokulara karışıyor. Sokak seviyesinde Pike Place boyunca uzanan kapalı pazarın en popüler tezgahlarından biri olan balıkçı tezgahlarında balıkçıların balıkları oradan oraya atışını izledik. Bütün tezgahları gezdikten sonra birden karşımıza çıkan merdivenlerden aşağıya indiğimizde İstanbul’daki Atlas pasajını andıran hediyelik eşya ve tekstil mağazalarından ve ucu bucağı görünmeyen dehlizlerden oluşmuş büyük bir yer altı çarşısının daha olduğunu anladık. Sokağa tekrar çıktığımızda bizi Starbucks’un dünyadaki ilk dükkanı karşıladı. Önünde kuyruklar oluşmuş bu dükkanın içinde hala birçok orjinal unsurun korunduğunu gördük. Sokak müzisyenleri eşliğinde aynı sırada bulunan peynirci, şarapçı ve daha bir çok küçük üreticinin dükkanına daldık.

Neler Yedik? Pike Place Market’de biz oturup yemek yemedik, ama eğer isterseniz, sokak seviyesinin bir alt katındaki büfeler oldukça kalabalık görünüyordu. Pazarda gezerken Chukar Cherries tezgahını önünde en uzun vakit geçirdiğimiz yeri oldu. Burada Seattle’a özgü çikolata kaplı kuru kiraz şekerlemelerinin herbirinin tadına bakabilirsiniz. Sade ya da sütlü çikolatalı ya da bademli olanları favorilerimizdi. Hemen Pike Place üzerinde pazarın tam karşısında yer alan ve dünyadaki ilk Starbucks dükkanı olan kahve dükkanında uzun ama çok talebe alışkın dükkan çalışanları sayesinde çabuk ilerleyen bir kuyruktan sonra birer kahve içtik. Hemen söyleyelim, kahvenin tadı Starbucks’un diğer herhangi bir dükkanından daha farklı değildi. :)

Gideceklere Öneriler: Seattle’da her an yağmur beklendiğini unutmayın ve hazırlıklı olun. Çantanıza atacağınız bir yağmurluk ya da şemsiye sizi Pike Place sokağındaki dükkanlar arasında ya da pazarın açıklık olan yerlerinde yağmurdan koruyacaktır. Balıkçılar önünde biraz oyalanın, eğer görmeye değer balık atıp tutma gösterilerini yakalayamazsanız dönün dolaşın ve tekrar gelin. Chukar Cherries tezgahındaki değişik çeşit çikolatalardan deneyin. Ve olmazsa olmaz, mutlaka pazarın karşısındaki Starbucks’a uğrayın.

18 Mart 2008 Salı

Coit Tower/Telegraph Hill, San Fransisko


Ne Zaman Gittik? Mart 2008

Neler Okuduk? 1853 yılında batıdaki ilk telgraf istasyonun kurulduğu tepe Mark Twain dahil birçok ünlü artist ve yazara ev sahipliği yapmış. Lillie Hitchcock Coit San Fransisko yangınlarında birçok tanıdığını kaybetmiş ve kendisini itfaiye işlerine adamış bir bayan ve ölümünden sonra çok sevdiği şehre kendisini hatırlatacak bir anı bırakmak istemiş. İtfaiye hortumunu andıran kule, şehri 360 derece kuşbakışı görmenizi sağlamakta ve giriş katındaki resimlerde 1930ların Kaliforniya'sı sergilenmekte.

Neler Gördük? Lombard'ın kıvrımlarından kendinizi aşağı bırakıp Coit Kule'ye tırmanmak, San Fransisko'nun tepelerini yaşamaya birebir. Dönerek çıktığımız açık alanda ücretsiz park yeri bulunmakta. Giriş katındaki resimler kulenin duvarları ve pencereleriyle bütünleşmiş. Asansörle çıkılan kuleden güzel fotoğraflar çekmenin yanı sıra şehrin genel yerleşimi, sokakları ve tepeleri harika görünmekte.

Gideceklere Öneriler: Giriş ücretinin 5$ civarında olduğu kule, olmazsa olmazlardan bir yer; fakat kulede camların ardından fotoğraf çekmek zorundasınız. Amerika'nın her yerinde olduğu gibi asansörü çalıştıran bayan bahşiş beklemekte. Kule akşam 5'te kapanıyor, fakat üzerinize ceketinizi, elinize kahvenizi alıp gece de tepeye tırmanıp şehrin ışıklarını izlemeniz önerilir.

7 Mart 2008 Cuma

Alcatraz, Kaliforniya


Ne Zaman Gittik? Mart 2008

Neler Okuduk? 1775 yılında İspanyol denizcilerin keşfinden sonra pelikanların adası olarak anılan karada, 1853'te ABD askeri güçleri tarafından istihkam kurulmuş. Sivil savaş esnasında adanın doğal özelliği gözönüne alınarak (dondurucu denizi ve dev akıntıları) mahkumların burada tutulması için kullanılmış. 1934'te işletme maliyetlerinin yüksek olması bakımından kapatılması gündeme gelmişken, Amerika'da başgösteren organize suç şebekelerinin artmasıyla, suçluların adaya gönderilmesine karar verilmiş. Tek kişilik hücrelerinde ağır şartlarda geçen 29 yılın ardından ekonomik sebeplerden dolayı hapishane kapatılmış. Birkaç sene adaya ne yapılacağına karar verilemediğinde San Fransisko çiçek çocuklar dönemi yaşamaktaydı. 1969'da bir grup Kızılderili adaya çıkarak bu mülkün kendilerinin olduğunu, okyanustan gelen her geminin öncelikle Kızılderililerin Ulusal Adası'nı göreceklerini öne sürdüler. Birkaç ay elektrik, su gibi önemli ihtiyaçlar olmadan yaşayan bu grup, askerlerin devreye girmesiyle adadan uzaklaştırıldı. Şimdilerde ise turistlerin akın akın koştuğu doğal koruma alanlarından biri.

Neler Gördük? Alcatraz'dan Kaçış adlı filmin gerçekten orada çekildiğini, yatağa konulan kuklanın hala yatakta yattığını, Alcatraz'dan kaçmanın mümkün olmayacağını, en iyi ve sınırsız hapishane yemeklerinin burada verildiğini, binlerce martıya ev sahipliği yaptığını, mahkumları en çok üzen şeyin rüzgarla San Fransisko'dan gelen kahkaha ve müzik sesleri olduğunu, gardiyanların aileleriyle birlikte adada yaşadığını ve çocuklarının her sabah tekneyle şehirdeki okullara gittiğini, adadaki güzel evlerin yangınlarla yok olduğunu, en güzel şehir ve Golden Gate Köprüsü resimlerinin bu adadan çekildiğini, garip bir ürperti ve acımayla birlikte cennettin ortasındaki cehennemi gördük.


Gideceklere Öneriler: Sadece "Blue & White" teknelerinin yaklaşık 30 dakikada bir seferleri var. Biletleri birkaç gün öncesinden almanız öneriliyor. Sabah, oğleden sonra ve gece turları var. Hava yazın dahi rüzgarlı olduğundan kat kat giyinmekte fayda var. Mutlaka audio sistemi alıp dinleyerek gezin. Adada yemek içmek kısıtlı olduğundan tok gelmenizde fayda var. Sigara içmek ada üzerinde kesinlikle yasak. En az yarım gün ayırabileceğiniz bu geziyi Pier 39'u gezerek tamamlamanızda fayda var kendinize gelmeniz açısından...


2 Mart 2008 Pazar

Golden Gate Köprüsü, San Fransisko



Ne zaman gittik?
Mart 2008

Neler Okuduk? Kuzey Kaliforniya'nın 600 millik doğu duvarında bir açıklık olan bu boğazın, bir köprü yapımına elverişli olmadığı düşünülürmüş. 1930'lu yıllarda halen boğazın iki yakasındaki taşıt trafiğini yüklenmeye çalışan feribotlar yetmemeye başlayınca Chicago'lu Joseph Strauss ve San Fransisko'lu asistanı Irving Morrow yeni bir köprü için kollarını sıvamış. Köprünün yapımı 1933'den 1937'ye kadar 52 ay sürmüş. 1280 metrelik uzunluğuyla bir zamaların en uzun asma köprüsü olan Golden Gate köprüsü, bugün bu sıralamada 9. sırada. Köprünün güney kulesi, güney sahillerinin dokusunun korunması uğruna boğazın derinliğinin en yüksek olduğu noktasına inşa edilmiş. Köprü saatte 150 kilometre hızındaki rüzgarlara dayanıklı olacak bir şekilde tasarlanmış ve taşıyıcı arkında 10 metreye varan genliklerde salınım yapabiliyor.

Neler Gördük? San Fransisko'nun neresinde olursanız olun, yönünüzü bir tepeye çevirdiğiniz zaman bu köprünün kulelerini görebilirsiniz. Turuncu rengi onu diğer köprülerden ayıran belli başlı özelliklerinden birisi. Bunun yanısıra, bu köprü Pasifik Okyanusu'nun arka fonu oluşturduğu muhteşem bir tablonun da ana nesnesi. Köprünün batı tarafı tamamen bisiklet kullanımına kapatılmış. Doğu kanadında ise yürüş yapmak ve Körfez'in bu en can alıcı noktasından San Fransisko'yu ve adaları seyretmek mümkün.

Gideceklere Öneriler: Köprü'nün tadını en çok yaya ya da bisiklet üstünde çıkarabilirsiniz. Bu şekilde köprüye giriş tamamen serbest ve ücretsiz. Bisikletle gezmek isterseniz, çok yakındaki Fishermen's Wharf'ta hizmet veren sayısız bisiklet turizmi firmalarından kiralayabilirsiniz. Bu şekilde köprüye ve şirin kuzey sahili kasabalarını içine alan bir gezi yapabilirsiniz. Gezi sonunda feribotla tekrar Fishermen's Wharf'a dönmek mümkün. Köprü'ye elbette taşıtla da ulaşabilirsiniz. Köprüye girmeden hemen önce ve, köprüyü geçtikten hemen sonra yerleştirilmiş seyir noktalarından şehri ve köprüyü izleyebilirsiniz. Ancak dönüşte kuzeyden güneye geçişteki 5 Dolar'lık geçiş ücretini de hesaba katmayı unutmayın :).

Harita

5 Kasım 2006 Pazar

Pier 39, San Francisco






Ne zaman gittik? Temmuz 2006

Neler Okuduk?
San Francisco körfezindeki başlıca atraksiyonlardan biri olan Pier 39, körfez boyunca sıralanmış onlarca iskeleden bir tanesi. Suyun üzerinde 20 dönümlük bir alan kaplayan dev iskele 110 tane mağazaya, 13 lokantaya ve birçok eğlence merkezine sahip. Hard Rock Cafe San Francisco, bu iskelenin girişinde yer alıyor. Ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken şey ise 1989'daki Loma Prieta depreminden sonra burayı evleri olarak benimsemiş olan 300 deniz aslanının yaşantısı. San Francisco körfezinde turlar ve körfezin incisi Angel Island'a seferler düzenleyen Blue & Gold Fleet'in mavi sari teknelerine de bu iskeleden binebilirsiniz. Bunun yanısıra kano kiralayip körfezde gezmek, açık alanlardaki gösterileri izlemek ve San Fransisco Akvaryumu'nu ziyaret etmek de seçeneklerden birkaçı.

Neler Gördük? Pier 39, San Francisco körfezinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden birisi. Genişliği ve basamaklı yapısı ile bize bir iskelede olduğumuzu unutturdu adeta. Körfez manzaralı masalarında oturabileceğiniz deniz ürünleri sunan birçok lokantası var, ama ayaküstü birşeyler atıştırmak için de birkaç büfe ve kahve dükkanı da bulunuyor. İlginç dükkanlardan birisi, Holywood stüdyolarından çıkmış çok ünlü filmlerde kullanılan malzemelerin aslına çok yakın kopyalarının satıldığı bir yer. Burada Yıldız Savaşları (Star Wars) serisindeki ışın kılıçlarını ya da Dart Vader'in gerçek kaskını inceleyebilirsiniz.


Gideceklere Öneriler: Deniz aslanlarını izlemek için en güzel saatler günün erken saatleri. Yavru deniz aslanlarından gözünüzü ayırmayın, sizi çok eğlendirecekler. İskelede gösteriler yapan sanatçıları izleyin. Gün batımına yaklaştığınızda bir körfez turuna çıkın. Körfezin muazzam görüntülerini içinize çekin. İskeledeki çikolatacıya gidin ve ev yapımı çikolatalarından tadın. İskelenin girişindeki Hard Rock kafede rock'n roll efsanelerinin gitarları ve sahne kostümlerinin arasında Amerikan mutfağını keşfedin.(hamburger + bira) :)